By P Web Design Company
Bugün ev normalinden daha fazla kalabalıktı. Sadece bayramdan bayrama birkaç saatliğine bu kadar dolu oluyordu. Birkaç senedir memlekette yaşayan anne ve babası geri dönmüşlerdi. Belki birkaç haftalığına belki de birkaç aylığına. Hiç belli değildi. Daha önceki gelişlerine ve yaşananlara bakıldığında bunu kestirebilmek mümkün görünmüyordu.
Kalabalık bir aileydi ama yaşanan anlaşmazlıklar ve akabinde hâsıl olan küskünlükler nedeniyle kopukluk yaşanıyordu. Artık bir araya gelmeler haftalar sonrasında mümkün oluyordu. Bir araya gelseler bile içlerinde bir kırgınlık nefes alıp-vermeye devam ediyordu hep. Mutsuz bir küçük toplumun götürüsü olan problemli hayatın birer maruzlarıydı tamamı. Hepsi evliydi ve aile hayatlarında dışa vurmadıkları mutsuzluklarıyla hesaplaşacakları günün hesabındaydılar.
Fransa’ya yerleşeli çok olmamıştı Mehmet’in. Eşi Fransa’da doğmuştu. Onunla yaptığı evlilik sonrası bu ülkede çalışma ve yaşama hakkını elde etmişti. Çok fazla alternatifi olmadığı için de inşaat işçisi olarak çalışıyordu. Eşi ise bir özel şirkette sekreterlik yapıyordu.
İşe şirketin tahsis ettiği arabayla gidip-geliyordu, dört iş arkadaşıyla birlikte. Çalıştığı şantiye uzak olmamasına karşılık trafiğin yoğun olması münasebetiyle eve iki saat sonra ancak varabiliyordu. Yol boyunca yapılan muhabbetlerin büyük çoğunluğu belden aşağı konular oluyordu:
“Hafta sonu bir kız götürdüm otele. Sabaha kadar seviştik. Bana yüz elli Euro’ya patladı ama kızı görecektiniz, bir içim su. Doymuyor birader. İstedikçe istiyor. İliğimi kuruttu kaltak.” Diye ballandırarak arkadaşlarına anlatıyordu içlerinden yaşı en genç olan Yakup.






