Get Adobe Flash player

TAKVİM

February 2012
Mo Tu We Th Fr Sa Su
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4








Hayata ve hayattan sonrasına dair her zaman kıssadan hisse birşeyler vardır. Ama bir çoğu "kıssa"yı "kısa", bir çoğu da "hisse"yi "miras" sanır. İnsan olmak da bu iki anlayışın ayrıştığı noktada kimlik bulur...  
- Ercan ÇAKI -



Her insan bakar kördür. Hata yapmayan canlı olmadığına göre, hata eşittir körlüktür... 
- Ercan ÇAKI -


Hayatın alfabesi beynelmileldir, okuyabilen sevmeyi öğrenir ve yaşar. Diğerleri yaşadığını sanır... 
- Ercan ÇAKI -

 


Yazarın aşkı ağır olur. O, isterse sevdiğinin ölüşünü yazar, isterse de sevmediğinin şiirini. Yazamıyorsan bunu anlayamazsın... 
- Ercan ÇAKI -


Bir kadının kocasına olan aşkı çocuğu olana kadardır. Ondan sonrasının adı yok, miladı vardır. Bir erkeğin karısına olan aşkı ise çocuğu olduğunda başlar. Ondan öncesi yoktur, miladı vardı. İşte aşk bu nedenle bahttır.

- Ercan ÇAKI -


Evlat, anne ve babanın kaleme aldığı bir kitapdır. İçine ne yazdıysan onu okutursun. İyi kitap asla tozlu kalmaz, okundukça da değerlenir...

- Ercan ÇAKI -











HAVU DURUMU

Paris

Current Conditions:
7oC
Kapalı
Nem: %76
Rüzgar: Güneybatı yönünden 13 km/s hızında
Forecast:

Per

8oC ->13oC
Yağmur İhtimali

Cum

8oC ->13oC
Sis

Cmt

3oC ->11oC
Sis

Paz

2oC ->10oC
Az Bulutlu
Find location here

SON SEYİT'İ OKUMALIYIM

Lütfen ad ve soyadınızı, telefon numaranızısı ülke ve şehir koduyla birlikte yazınız... Biz sizi arayalım...

Bugün ev normalinden daha fazla kalabalıktı. Sadece bayramdan bayrama birkaç saatliğine bu kadar dolu oluyordu. Birkaç senedir memlekette yaşayan anne ve babası geri dönmüşlerdi. Belki birkaç haftalığına belki de birkaç aylığına. Hiç belli değildi. Daha önceki gelişlerine ve yaşananlara bakıldığında bunu kestirebilmek mümkün görünmüyordu.

Kalabalık bir aileydi ama yaşanan anlaşmazlıklar ve akabinde hâsıl olan küskünlükler nedeniyle kopukluk yaşanıyordu. Artık bir araya gelmeler haftalar sonrasında mümkün oluyordu. Bir araya gelseler bile içlerinde bir kırgınlık nefes alıp-vermeye devam ediyordu hep. Mutsuz bir küçük toplumun götürüsü olan problemli hayatın birer maruzlarıydı tamamı. Hepsi evliydi ve aile hayatlarında dışa vurmadıkları mutsuzluklarıyla hesaplaşacakları günün hesabındaydılar.

Gün boyu telefonlaştılar. Akşam için hazırlık yaptılar. Kimi pastalar, börekler hazırladı. Kimileri de yemekler yaptı. Birkaç saat içinde uçaktan inecek olan anne ve babanın odası çoktan hazırlanmıştı. Evin en büyük erkek evladında kalacaktı anne ve baba. Bu gece de orada toplanacaktı aile ferdi.

Büyük evlat havaalanında uçağın inmesini bekliyordu. Beklerken de telefon üstüne telefon alıyordu:

“Abi indiler mi?”

“Yok, daha inmediler. Ben size haber vereceğim indiklerinde. Şimdi telefonu kapatıyorum, başka arayan var.” Diyerek diğer arayana yanıt verdi:

“Alo!

“Bey, ne oldu geldiler mi?”

“Yok, be hanım. Zırp-pırt arama yahu. Ben sana haber veririm.”

Nihayet uçak havaalanına iniş yapmıştı. 10-15 dakika sonra da çıkış kapısında ellerinde birer valizle görünmüştü anne ve baba. Büyük evlat bir koşuda yanlarına vardı. Sıkı sıkı sarıldı ellerinden öptü. Daha fazla vakit kaybetmeden eve doğru yola koyuldular. Yol boyunca hal hatır soruldu. Sağlık durumları konuşuldu. Çoluk-çocuğun durumundan bahsedildi.

#          #          #

Yaşlı anne ve babanın bütün kız evlatları ağabeylerinin evinde görümceleriyle birlikte bekliyorlardı onları. Geleli birkaç dakika olmuştu. Herkesin elinde birer bardak çay ve birde sigara içip duruyorlardı. Pek fazla konuşmuyorlardı birbirleriyle. Arada bir havadan sudan muhabbetler geçiyordu aralarında. O da kısa sürüyordu. Gözler pencereden kapıyı süzüyordu her birkaç dakikada bir. İçlerinden biri, “işte geldiler!” diye ayağa fırladı. Hep birlikte doğruca kapıya yöneldiler. Yüzlerinde gülücükler açıyordu.

“Hoş geldin anneciğim, babacığım. Sizi çok özledik. İnan burnumuzda tüttünüz, gözümüz yollarda kaldı.”

“Hoş bulduk kızlar. Hoşbulduk.”

El öpülme faslından sonra. Yaşlı anne ve baba büyük koltuğa kuruldular. Ailenin diğer fertleri de diğer koltuklara oturdular; yer bulamayanlar ise yere. Hal hatır soruldu. Oradan-buradan konuşuldu. Bir saat sonra odada sadece yaşlı anne ve baba ile büyük oğlu ve damatlardan biri kalmıştı. Diğerleri mutfaktaki masanın etrafına kurulmuşlar ve sohbete başlamışlardı. Bir biri ardına kahve içiliyordu. Arada birde küçük gruplar halinde balkona çıkılıp gizli gizli sigara içiliyordu. Kızlar büyüklerinin yanında sigara içmiyorlardı çünkü.

Kiminin evlatlarıyla, kiminin ekonomik, kiminin de eşiyle ilgili sorunları vardı:

“Bankam aradı hesabımda açık varmış. Ne yapacağımı bilmiyorum, daha aybaşına da iki hafta var.” Diye dert yanıyordu kardeşlerine. Ardından da sabah mağazada görüp aldığı ayakkabıyla elbiseyi anlatıyordu.

Diğeri de çocuğunun okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan bahsediyordu:

“Vallahi ne yapacağımı şaşırdım bacım. Ne yaptıysam olmuyor. Bu çocuk ders çalışmıyor ve öğretmenleriyle kavga ediyor. En son uyarıyı dün aldı.” dedi ve yarın sabah erkenden kalmasının gerektiğini söyledi.

“Niye kız, bir yere mi gideceksin?”

“Ya bizim çocuğa Adidas ayakkabı, eşofman, tişört falan alacağım.”

İçlerinde en dertli görüneni de eşiyle problemi olandı. “Bütün erkeklerin Allah cezasını versin” diye atıldı lafa ve hiç ara vermeden devam etti:

“Eşimin beni aldattığını öğrendim. Onu boşayacağım. Neymiş yatakta soğukmuşum. Yok, efendim davranışlarım kadın gibi değilmiş. Çok yüksek sesle konuşuyormuşum, hatta bağırıyormuşum. Bu çocuklar olmasaydı ben ona ne yapacağımı biliyorum ya neyse. O oturup kalksın çocuklarıma dua etsin. Onu kapının önüne koyardım anında.”

Bayağı sinirliydi. Şekersiz kahvesinden yudumlanırken derin derin nefes alıp-veriyordu. Bu konuyla ilgili masada yapılan yorumları duymuyordu bile. Kafası başka yerdeydi. Evi için aldığı eşyaların taksit günü gelmişti. Elektrik, gaz ve telefon faturalarının ödeme günü de yarındı. İki gün sonra de ev kredisinin ödenmesi gerekiyordu. Küçük oğlunu çağırdı ve “Akşam eve gidince babana söyle bana bir çek bıraksın. Yarın ödemelerim var. Ayrıca hesabımda beş kuruş para da kalmadı. Bana harçlık da bıraksın.” Dedi.

#          #          #

Gece yarısını çoktan geçmişti ve herkes anne ve babasını öpüp evlerinin yolunu tutmak için ayaklandılar. Ayrılırlarken hiç birisi birkaç senedir yüzlerini görmedikleri anne ve babasıyla sadece birkaç dakika görüştüğünün farkında bile değildi.


Ercan ÇAKI

27 Aralık 2010 Pazartesi

Ercan ÇAKI - TWITTER