Get Adobe Flash player

SON SEYİT isimli romanı satın almak istiyorum

Ercan Çakı'nın kaleme aldığı Son Seyit isimli romanın siparişini buradan verebilirsiniz... Lütfen ad ve soyadınızı, telefon numaranızısı ülke ve şehir koduyla birlikte yazınız... Biz sizi arayalım...

Yıllar önce Fransa’ya kaçak giriş yapmıştı. Çalışma izni alamadığı için politik sığınma talebinde bulunmuştu. Ülkesini kötü göstererek gerçeklerden uzak iddialarla sığınma hakkını almıştı. İnşaatta kalıpçı olarak çalışıyordu. Öğlen yemek saatinde yarım yamalak Fransızcasıyla iş arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. Sohbetlerinin büyük çoğunluğunu belden aşağı olanlar oluşturuyordu. Kendince zampara birisiydi. Yine bir yemek molasında Portekizli iş arkadaşlarıyla sohbet ediyordu:

- Dün gece bir Arap kızını götürdüm. Sabaha kadar ver yavrum ver…

- Geçen gün bahsettiğin Fransız kızı ne çabuk terk ettin öyle?

 - Bu Arap kız daha genç, 17 yaşında.

- Ablası yok mu? Bana ayarla…

- Var ama biraz bununla eğleneyim. Sonra sıra ona da gelecek.

- Çok zamparasın…

         *          *

Eve internet bağlattığından beri gece geç vakitlere kadar bilgisayarın başından ayrılmıyordu. Arkadaşlık sitelerine takılıyordu. Mesajlar gönderiyordu. Gündüz işten döndükten sonra da gelen mesajları okuyor ve cevap yazıyordu. Birisi vardı ki gündüzleri en az yirmi mesaj bırakıyordu. Ona elektronik posta adresini vermişti. Tek sıkıntı, gündüzleri çalıştığı için sadece geceleri cevap verebiliyordu. Rumuzu “maço” idi. Kızın rumuzu ise “Miss Ketür75”.(Ketür, Fransa’daki genç nesil Türklerin aralarında kullandıkları rumuzdur, 75 ise Paris’in posta kodudur.)

*           *         *

İkinci el arabası işe giderken bozulmuştu. Tamirden iki sonra çıkacaktı. En samimi arkadaşı Osman’a durumu anlatıyordu:

- Yarın kızla buluşacağım.

- Hangi kızla?

- Hani şu internetten bulduğum kız var ya…

- Hadi ya!

- Ama bana araba lazım.

- Benim arabayı verirdim ama bana da lazım. Yarın akşam kız istemeye gideceğiz.

- Tamam, oğlum gidersin yine. Sen de benimle gel. Bizimle takılırsın biraz. Sonra da gidersin.

- Tamam, öyle olsun.

O gece gözüne uyku girmemişti. Her şeyi en ince detayına kadar planlamaya çalışıyordu. Kızın elini ne zaman ve nasıl tutacağını, ne zaman öpeceğini. Elini kızın vücudunun nerelerinde gezdireceğini, hangi otele götüreceğini vesaire…

         *          *

Buluşma yerleri Paris’in Opera Meydanı idi. Kız kendilerini oradaki bir kahvede bekleyecekti. Arkadaşıyla birlikte yola çıkmıştılar:

- Lan oğlum, bu kız başına bela olmasın sonra.

- Yok ya! Ben yağdan kıl çeker gibi hallederim işi. Çok heyecanlıyım valla. İlk defa bakire bir kızla birlikte olacağım.

- Bu kadar kendinden eminsin yani.

- Kucağıma kadar gelmiş yavruyu ben ne yapar ne eder beceririm arkadaş.

- Lan oğlum, bu yaptığın hiç doğru bir şey değil. Bir gün bunun acısını çekersin. Bak “Osman demişti” dersin.

- Bir şey olmaz.

         *          *

Kızla parolaları “Paris’te aşk başkadır” sözüydü. Kızın başında kırmızı renkte bir şapka olacaktı. Belirledikleri kahveye doğru hızlı adımlarla yaklaştılar Osman ile birlikte. Kız oradaydı ve giriş kapısına sırtı dönük olarak oturuyordu:

- Merhaba Miss Ketür 75.

Kız ani bir hareketle geri döndü:

- Abi senin ne işin var burada?

Arkadaşı Osman ile göz göze geldi. Yüzü bembeyaz kesildi. Osman müsaade bile istemeden yanlarından ayrıldı.

Lütfen bu sayfayı arkadaşlarınızla da paylaşınız

Yorum ekle

Kötü söz sahibinindir.


Güvenlik kodu
Yenile

Ercan ÇAKI - TWITTER