Get Adobe Flash player

SON SEYİT isimli romanı satın almak istiyorum

Ercan Çakı'nın kaleme aldığı Son Seyit isimli romanın siparişini buradan verebilirsiniz... Lütfen ad ve soyadınızı, telefon numaranızısı ülke ve şehir koduyla birlikte yazınız... Biz sizi arayalım...

Aile mezarlığındaydı, eşi, kızı yan yana yatıyordu. Birinin mezar taşında onaltı, diğerinde ise otuz altı yaşında görünüyordu yaşam süreleri.

Koskoca mezarlıkta tek eli kelepçeli kendisiydi. Hava soğuktu ve kar atıştırıyordu. Bir kaç mezarın başında dua edenlerden başka onu beklemekte olan polisler vardı yalnızca.

Çok şey söylemek istiyor ama hiç bir şey söyleyemiyordu. Verecek hesabı çoktu çünkü. Yıllarca bakar-kör yaşadığının farkına bile varmamıştı. Oysa günde en az bir kere geçerdi bu mezarlığın önünden ama bir kez bile şöyle alıcı gözüyle bakmamıştı o tarafa.

Bugüne kadar o kadar çok şeyler satın almıştı ki; ev, araba, yazlık, yat, kıyafet, yiyecek-içecek... Ne kadar para ödediğinin hesabını bile bilmiyordu.

Her şeyi satın almak aklına gelmişti de mezarlık satın alacağı hiç aklına gelmemişti.

*   *   *

İlk parasını kazandığı günü daha dünmüş gibi hatırlıyordu.

Zengin mafya babası kılıklı bir adama bakkaldan satın aldığı sigaradan kalan paranın kendisine bahşiş olarak verilmesiydi. 10 yaşındaydı ve o güne kadar hiç bu kadar parayı cebi görmemişti.

- Amca sen büyük adam mısın, diye sormuştu o gün adama. Adam gülmüştü:

- Hayır, güçlü adamım.

- Peki, ne iş yapıyorsunuz?

- Mutluluk satıyorum, evladım, mutluluk...

O gün kararını vermişti. O da mutluluk satacaktı.

*   *   *

Zengin bir insan olma yolunda hızla ilerliyordu. Parasına her geçen gün para katıyordu.

Yıllar önce kendisine bahşiş veren o adamla karşılaşmış ve onun yardımlarıyla o da mutluluk satmaya başlamıştı.

Evlenmiş ve ertesi sene de bir kızı dünyaya gelmişti. Bir de oğlunun olmasını çok istiyordu. 15 yıl aradan sonra bir çocuk daha yapmaya karar vermişlerdi eşiyle. Hamileliğin üçüncü ayında bir erkek çocuğunun olacağının müjdesini almıştı doktordan. Çok mutluydu.

*   *   *

Kızı 18 yaşına girmişti ve birini seviyordu. Bu durumu kendisine açıklamıştı. Babalık sorumluluğu gereği çocuk ile ilgili bir araştırma yaptırmıştı. Kızının âşık olduğu çocuğun kendisinden mutluluk satın alanlardan birisinin olduğunu öğrenmişti. Kendisiyle görüşüp kızından uzak durmasını istemişti. Bir daha da kendisine mutluluk satmayacağını söylemişti.

Bu görüşmenin üzerinden bir kaç hafta geçmişti. Emniyet müdürlüğünden gelen telefon sözün bittiği nokta olmuştu:

- Beyefendi kızınız aldığı aşırı doz uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybetti. Kimlik tespiti için morga gelmeniz gerekiyor.

*   *   *

Morgdaki kızıydı. Öldüğünde onunla birlikte olan kişi de sevgilisiydi. O da aynı sebepten ölmüştü.

Karısı haberi öğrenip yola koyulduğunda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti ama karnındaki çocuk mucize eseri kurtarılabilmişti.

*   *   *

Polis elini omzuna koyup “gitme vakti geldi” diye seslendiğinde bir daha normal hayata dönüp dönemeyeceği hususunda hiç bir fikri yoktu ama umudu vardı her şeye rağmen. Şu anda hastanede olan ve yüzünü bile görmediği oğlu için her ihtimale karşılık bırakabileceği mirası vardı. Kızının ölmeden önce kaleme aldığı iki cümle yazı:

“Başkalarının mutsuzluğu üzerine kazanılmış servet, toprağa ekilen ceset tohumundan başka bir şey değil. Hoşça kal baba...

 

Lütfen bu sayfayı arkadaşlarınızla da paylaşınız

Yorum ekle

Kötü söz sahibinindir.


Güvenlik kodu
Yenile

Ercan ÇAKI - TWITTER