Türkiye’de 3 Temmuz’da düğmeye basılan Şike Operasyonu halen sıcaklığını koruyor. Aylardır televizyon kanallarında yayınlanan spor programlarının, özellikle de iki tanesinin birinci gündem maddesi şike operasyonu ve bununla bağlantılı olarak da Aziz Yıldırım ile başkanlığını yaptığı Fenerbahçe Spor Kulübü. Nasıl ele geçirdikleri aşikâr belli olan tapeleri ekranlar saatlerce seyirciye okudular ve zehir zemberek yorumlar yaptılar. Yargısız infazı Türkiye yaklaşık altı ay boyunca izledi, hukuka aykırı ve belden aşağı vurulma taktikleri uygulamalı gösterildi. Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nü itibarsızlaştırmak için her şey denendi. Kendini savunamayan insanlara verilecek en ağır ceza bu diye düşünüyorum. Bir insanı alt edemiyorsan onu itibarsızlaştıracaksın.

Şike operasyonunun ilk günlerinde bir bölümü spor camiasının dışında olan yazar, gazeteci ve yorumcuların birçoğu ortalarda görünmüyor. Bu konuyla ilgili televizyon programlarına katılan, yazı yazanlar azalıyor. Son kalanların da gardlarının düştüğünü görmekteyiz. Nedeni, savunmanın harekete geçmesi, tapeler ve ek klasörler incelendikçe suçların yemlerle oluştuğunun ortaya çıkmaya başlaması ve Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin gücü…
Emniyet Teşkilatı’nın bazı kademelerini ele geçiren bazı cemaatlerin ve bu cemaatlerin iş dünyasındaki uzantılarının organize ettiği bir durum yorumları yapılmakta internet dünyasında yayılan haberlerde. Bu da şunu göstermekte; Fenerbahçe değil, başkanlığını yürüten Aziz Yıldırım’dı asıl hedef. Fenerbahçe’yi hedef yapanlar ise sarı-lacivertli kulübü karşısında ezilen kulüplerin idarecileri, menfaat hesapları içinde olan rakip kulüplerin sempatizanı olan bazı yazar, eski ya da görevi devam eden yöneticiler.
Mahkeme sonucunda bütün gerçekler ortaya çıkacaktır. Bekleyip görmekten başka alternatifimiz de yok. Suçu olanlar cezasını çeksin, şike yapan kulüpler de küme düşürülsün. Ama suçu ispat edilmeyenler de işi yargılamak olmayan kişilerce aylardır yapıldığı gibi itibarsızlaştırılmasın.
Bir-iki spor programı ve bir-iki spor yorumcusu halen iddialarını sürdürmeye devam ediyorlar. Ama gardlarının düştüğü alenen belli oluyor. Kimlerin gazına geldiklerini bilmiyorum ama özellikle Fenerbahçe'nin aklanması durumunda başlarına nasıl bir çorap ördüklerini veya örüldüğünü düşündükleri kesin. Büyük bir olasılıkla daha da güçlü bir Fenerbahçe karşısında her gün daha da fazla eriyeceklerini anladıkları anda 180 derece döneceklerdir. İstifa mektupları olmayacaktır ceplerindeki, özür ve methiye cümleleriyle dolu bir basın açıklaması.
Kısacası, 2012 ve sonrası yıllarının modası Fenerbahçe yalakalığı olacaktır. Hani diyorlardı ya “ Türk futbolu bu şike operasyonu ile yapılacak temizlikle kurtulur”, tamamen farklı düşünüyorum: Türk futbolu spor camiasının içinde bulunan yalakaların temizlenmesiyle kurtulur. Bu yalakalar kim? Onlar kendilerini iyi biliyorlar…
Bu yalaka operasyonunu da ne bir savcı ne de bir başkası gerçekleştirebilir. Gerçekleştirebilecek olanlar sadece taraftarlardır. “Yalaka operasyonu şart” diyorum ve sporseverleri göreve davet ediyorum. Ama elini vicdanına koyacak ve önce iğneyi kendine batıracak…
Bu arada 58’inci madde değişsin diyen Fenerbahçe’nin aslında bunu kendisi için değil mahkeme sırasında şike yaptıkları alenen ortaya çıkacak olan bazı kulüpleri düşünerek böyle bir talepte bulunduğunu sanıyorum. Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Nihat Özdemir’e kızanlar küme düşme durumuyla karşı karşıya kaldıklarında bunu daha iyi anlayacaklardır. O zaman da son pişmanlık fayda etmez. Başa gelen çekilir.


